Weblog Resul Özdemir

Fri
Jun
17

ALMANYA neden ERMENİ’leri ÖPTÜ- 1


Geçen gün bu konuyu ele alacağımı belirten bir yazı ele almıştım..

Almanya Parlementosu yangından mal kaçırır gibi Türk kökenli birisinin katkısıyla Ermeni tehcirini soykırım olarak görünmesini sağlayan öneriyi kabul etti.

Şimdi neden diye kendi kendimize sormakta fayda vardır diye düşünüyorum. Pek tabiki bu düşünceleri de tarih bilinci ve konjonktürel olayları harmanlayarak yapmazsak yanlış yorum çıkartılabiliriz. Çünkü güncel olaylar bazen konuyu saptırma için üretilir..


Şimdi tarihe biraz bakalım; 1900 yıllarda Almanya nasıl Afrika ve Ortadoğu da önü kesilerek enerjiye ulaşması engellendiğini biliyoruz. Peki bugünlerde ne oldu; Rusya ile yaptığı bir Kuzey enerji hattı vardı bu hat Ukrayna krizi ile ilişkiler gerilerek birbirinden uzaklaştırıldı.


Peki bunun alternatifi ne?


Ya güney hattı üzerinden enerji talebini karşılayacak yada Ortadoğu üzerinden tedarik edecekti.

*Güney hattı için Türkiye olmazsa olmaz bir güzergah.

*Ortadoğu havzası konusunda ise Suriye denklemi çok çok önemli bir yer teşkil etmekteydi.

Bugün Ermeni Meselesi ile Türkiye ile Almanya arasında son dönemde hiç olmadığı kadar iyi seyir eden ilişkilere resmen çomak sokularak büyük bir tahribata uğratıldı..

Ortadoğu’ya da Rusya çekilerek

Türkiye ile çatışma ortamına sokularak Almanya’nın rahat etme ortamı elinde alındı. Oysa Almanya Kürt kartını oynayarak Ortadoğu’daki enerji rezervlerini kendine alternatif veya hamisi olarak eline geçirmeyi istiyordu.

Bütün bu kartlar yeniden yerinden oynarken Anglo-Saksan oyunları da oynanmaktaydı.

Almanlar özellikle kazan kazan düşüncesi yerine hepsi bana ve hegemonya kültürü yüzünden malesef etrafında oynanan oyunlara FİGÜRAN durumuna düştüler. Ermeni kartı tamamen Almanya için izole olma ve ittifaklıkları yok etme durumuna getirdi. Böylelikle Türkiye’nin özellikle Barzani ve Aliyev ile geliştirdiği ilişkiler sayesinde Almanya bu bakir yerlerden faydalanma şansını heba etti.

Her ne kadar perde önünde düşman gibi görünmesine rağmen Rusya’yı Suriye’ye çeken güç ve düşünce ise kesinlikle Anglo-Saksan düşüncedir..

İki Dünya Savaşındaki Almanya parmağının Armegedon savaşının başlaması için kullanılacağı aşikar bir şekilde görünüyor.

Özellikle son yıllardaki oynanan ekonomik çatışmalara rağmen Avrupa Birliğini ayakta tutup savaşla eline geçiremediği Avrupa’yı ekonomik olarak tam eline geçirmişken bırakmak istemeyecektir ve bu düşünce de belli bir noktadan sonra çatışma ortamlarını yaratacaktır.


Almanya Ermeni kartını oynayarak kendi kendine en büyük zararı vererek izole durumuna getirdi. Oysa şu anda en çok ihtiyacı olduğu dönem bugünlerdi. Bir tarafta Mülteci sorunu öbür yanda Avrupa Birliğini ayakta tutmak için harcadığı enerji yüzünden üretim ekonomisi ile ekonomisini ayakta tutan ülke olarak önümüzdeki dönemde artan borçlanma oranı nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Ve bu sıkıntılar Almanya’nın yeni dünya düzeni kurgulanırken saf dışına çıkartmış oluyor.

Bu oynanan oyunda Almanya “Ermeni Tehciri meselesiyle” figüran olarak kullanıldı. Pek tabiki bu arada Türkiye’nin en büyük ticari ortağı ile problem yaşatarak Terör olayları yanında ekonomik sıkıntılar oluşturarak içine kapanmasına yol açıldı.


Yani kısacası bir taşla birkaç kuş bir anda vurularak amaçlanmakta olan oyuna FİGÜRAN’lar oluşturuldu.

Fakat yanlış hesap Bağdat’da döner diyebilmemiz için Türkiye’nin daha önce eline geçen fırsatları “Türkiye’nin uçağı düşürüldüğü anda, DEAŞ sınıra yaklaştığı veya  Türkiye’de bombalama olayları yaşandığı esnada İran’ın yapmış olduğu gibi olaylar içişlerine bulaşmadan tehlikeyi dışarıda bertaraf etmeliydi” yeniden eline geçtiğinde heba etmemesi gerekiyor.

Pek tabiki bunun bir bedeli olacaktı, fakat bu bedel bugünkü gibi içeriye hapis ederek oralara müdahale imkanı elinden alınmaktan daha ağır olmayacaktı.

Mon
Mar
14

FİGÜRAN ARANIYOR


Sayın CPD yetkililerine,


İki gün içinde doyurucu bir açıklama yapılmazsa aşağıdaki kamuoyu açıklaması, kamuoyu ile paylaşılacaktır diye kendilerine iletmiştim. İki gün içinde konuya taraf olan kişiler tarafından aranıldım ve bu konunun düzeltileceği söylenilmesine rağmen, maalesef herhangi bir çalışma görmediğimizden dolayı artık bu açıklamayı kamuoyu ile paylaşmaktan herhangi bir sakınca görmüyoruz. 



Sevgi ve saygılarımla 

Hollanda Elazığ’lılar Derneği Başkanı


“Voorzitter van Vereniging Elazığ”


RESUL ÖZDEMİR




FİGÜRAN ARANIYOR


24  ŞUBAT 2016 tarihinde CPD kurumundan M. Emin Ateş imzalı bir davetiye aldık.


Geçen yıl ortalarında malesef basın aracılığıyla CPD ‘nin bir toplantı organize ettiğini “Sanki YANGINDAN MAL KAÇIRIR ve Devlet’in GİZLİ BİLGİSİ gibi” öğrenmiştik.

Bunun üzerine yapmış olduğumuz basın açıklaması akabinde M. Emin Ateş bey’in arzusuyla bir araya gelip yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak üzere görüşmüştük. 

Bu görüşme gayet dostane ve karşılıklı saygı ölçülerinde fikir alış verişi ve bundan sonra yapılacak toplantı ve organizasyonlarda uyulması gereken konuları netleştirmiştik “Diye düşünüyordum”.


Malesef Salı “24 Şubat” günü bize ulaşan mail akabinde neden diye sorgulama ihtiyacı hissettik, o yüzden CPD’yi arayarak mailin içeriği hakkında ve konuşulup anlaşılmış yol haritasının neden uygulanmadığı konusunda bilgi sahibi olmak istedik. Malesef üzücü bir şekilde yine aynı hatanın tekrarlandığını müşahede etmiş bulunuyoruz.

Daha önceki basın açıklamasında belirttiğimiz şartların yerine getirilmediği gibi ve ayrıca görüşmemizde konuşulan konular yerine getirilmediği için bundan böyle CPD diye bir kurumu; BAŞINDA BULUNDUĞUM KURUM ADINA ve TEMSİL ETTİĞİM BÖLGE ADINA TANIMADIĞIMIZI  BELİRTEREK, böyle bir kurumun yapacağı çalışmaları yok hükmünde sayıyoruz. 

Belki bazıları “Temsil ettiğim bölgeden birileri” birlikte bir kare resminin çıkması hevesiyle birlikte bir çalışma içine girerlerse; Buradan bu kişilerin bölgeyi temsil yetkilerinin olmadığını belirtiyoruz.


Şayet ona rağmen böyle bir çalışma yapılırsa da, bölge insanları ile CPD’yi karşı karşıya getireceğinden dolayı CPD “üyeleri” ile bölge insanları arasında tamir edilemiyecek hasarlar “GÜVENSİZLİKLER” bırakacağını hatırlatmakta fayda  görüyoruz..


Yukarıdaki yaptığımız açıklamalar ve gösterilen davranışlar ışığında anladığımız kadarıyla SENARYOSU YAZILMIŞ oyuna FİGÜRAN aranmaktadır, başında bulunduğum KURUMUN ve TEMSİL ETTİĞİM KİŞİLERİN senaryosu yazılmış oyunlara FİGÜRAN durumuna düşmesine asla ve asla müsaade etmeyeceğimi kamuoyuna belirtmek istiyorum.


Sevgi ve saygılarımla 

Hollanda Elazığ’lılar Derneği Başkanı 

Resul Özdemir

Sun
Mar
6

EL KOYMA OLAYI veya KAYYUM ATANMASI


Böyle olmamalıydı, Bu yazıyı yazarken inanın nasıl yazacağımı bir türlü bilemedim, fakat yazmam gerektiğini düşündüğüm için de bir yerlerden başlayıp içimde geçenleri buraya döktüm..

Malesef kurulduğu dönemden 2011 yılına kadar elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştığım ve iyi noktaya gelmesi için çabaladığım Zaman Gazetesi iki gün önce Kayyum atanarak bir şekilde kontrol altına alınmaya çalışılıyor..

Yazık ki, NE KADAR YAZIK….

* Ben ve benim gibi düşünen ve karınca kararınca, Zaman Gazetesinin bir yerlere, hatta ve hatta en üst düzeye ulaşması gerektiğini düşünenler boşuna mı KÜREK çekti?

* Bazıları bizim EMEKLERİMİZİ kendi EGOLARI ve GİZLİ EMELLERİNE ulaşması için mi KULLANDI?

* Devlet ve Millet birlikteliğine belki ağır olacak “ama” NİFAK TOHUMLARI eksin diye mi gelişmesine KATKI SUNDUK?

* Bizim gibi karşılık beklemeden katkı sunanları şakşakçılara SATSIN diye mi DESTEK VERDİK?

* Yıllarca DİN, GELENEK ve GÖRENEKLERİME KÜFÜR edenlerle aynı safta olması için mi GELİŞMESİNE KATKIDA BULUNDUK?

* Kişilere kızıp “Pire’ye kızıp, yorgan yakma meselesi gibi” HALKTAN ACISINI ÇIKARMASI için mi BÜYÜTTÜK?

MALESEF olay öyle bir noktaya geldi ki, bu el koyma olayına KIZAMIYACAK bir DURUMA GELDİM..

Aslında bana yakışan ve çizmiş olduğum profili bilenler bilir ki; bu el koyma olayına en büyük KARŞI KOYMAYI benim yapacağımı bilirler.

Oysa İKİ KÖTÜ durumdan birini tercih durumuna soktukları için Zaman Gazetesi yöneticilerine HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.

Aynı zamanda HÜKÜMET’e de buradan şöyle de SESLENMEK İSTİYORUM; Zaman Gazetesi olayında devlet refleksi ve haklı sebeplerin olmasına rağmen bu tür davranışları ASLA ve ASLA TAVSİYE ETMEDİĞİMİ BELİRTMEK İSTİYORUM.

Dün komplo oyunları ile ASKERİ ve SİVİL masum insanları bir bir MAHKEME ve MAPUSHANE KORİDORLARINDA CEZALANDIRANLAR gibi bugün de Paralel yaftası ile RÖVANŞIST davranışlar içinde etrafınızda olanlara DİKKATİNİZİ ÇEKERİM.

İlk önce kimlerle YOLA ÇIKTIĞINIZI ve bu yolda yola birlikte çıktıklarınızı hangi ŞAKŞAKÇI ve MENFAAT DÜŞKÜNLERİ ile değiştirdiğinize dikkatinizi çekmek istiyorum..

İnşaALLAH bu el koyma olayı sizler de ALIŞKANLIK YARATIP haksız yere öteki kurumlara da EL KOYMA HAREKETİNE DÖNÜŞMEZ.

Çünkü bana kalırsa çoktan Kayyum atanması gerekenler varken öncelik Zaman Gazetesine verilmesi de yukarıda belirttiğim gerekleri olmasına RAĞMEN ÜZMÜŞTÜR.

Fakat,

KEŞKE bu durum HİÇ HASIL OLMASAYDI ve o bebeklik döneminden serpilip KAS’lı ATİK ve YÜREKLİ genç birine dönüşünceye kadar emek verdiğimiz Zaman Gazetesi eskisi gibi YAYIN HAYATINA devam etse de bizde arkasında dursaydık.

Malesef ÜZÜCÜ olan ŞEY BAŞIMIZA GELDİ.

Gururla evimize gelen ve hergün mutlaka okuduğum Gazate bu vesile ile İnşaALLAH tekrar eski günlerine dönerek evimizin baş köşesinde yerini alır.

En nihayetinde SON SÖZÜM de HÜKÜMET’e “ÖZELLİKLE devlet demiyorum, çünkü HÜKÜMET’ler geçici, baki olan DEVLET’tir ama ASİL olan da ülkede yaşayan BİREYLERDİR” sizden büyük Cenab-ı Allah vardır.

Sevgi ve Saygılarımla

RESUL ÖZDEMİR

Fri
Feb
19

ŞU an-KARA


Son dönemde iki kere art arda bombalama olayı olunca ister istemez neden ve niye Ankara diye gözlerimiz o yöne çevrildi. 

* Amaç neydi?

* Ne söylenmek isteniyordu bu bombalama olaylarıyla?

* Kimler yapıyordu diye de kendi kendimize sorarken, yapanlar acaba kendi kendine bağımsız bir şekilde mi yapıyordu?

* Yoksa işin içinde taşeronluk var mı? diye de sormakta fayda vardır.

Yani kısaca gündelik olaylara dalarak geniş perdeyi unutmak demek olur ki, bu da olayları anlamamıza veya analiz etmemize yardımcı olmaz.

Bazılarımız olaylara sadece Suriye’deki olaylar olarak bakarak olayları değerlendirebilir.


Fakat,

Bendeniz olaylara genellikle TARİHSEL SÜREÇ ile KONJONKTÜREL olayları hesaba katarak analiz yapmanın daha doğru sonuçlar ortaya çıkaracağına inananlardanım..


Peki Tarih ve konjonktür bize neleri hesaba katmayı unutma diyor?


ÇEÇEN SAVAŞI’nı unutmamak gerekiyor: Rusya “KGB ajanı olması hasebiyle Poetin” Türklerin Çeçenlere yardımlarını unutmadı.


* Daha öncesi içinse SYKES-PICOT Antlaşmasında tek eli boş kalan ülke.

* Ukrayna ile olan sorunları dolayısıyla girmiş olduğu sıkıntılar yüzünden toplumun odaklanabileceği milli ve manevi konu arayışı ve en önemlisi yeniden varım diyebileceği ortamın Obama tarafından yaratılması.

* Pentagon’un Sovyetler Birliği yıkımının “Afganistan hezimeti” benzerini Rusya için planlamasını göremeyişi yüzünden Suriye bataklığına girmesi gibi basit örnekler verebiliriz.

Bir başka unsur var ki, o da başlı başına bir büyük unsur ve konu olarak ele alınması gerekiyor.

* Vatikanın yeniden HAÇLI BİRLİĞİ için vermiş olduğu çabalar… Bu çabaların çıkarmış olduğu ortak çıkarlar “Ortadoğunun yeniden şekillendirmesi”


Suriye problemi ile Türkiye Kürtler üzerinden bir bataklığa çekilmek istenerek dizayn edilmek isteniyor. Bunu yaparken de en uç sinir damarlarına dokunarak GEL GEL yapılıyor.

Bir başka konu ise İSRAİL.

* İsrail kurulmadan önceki etnik ve nüfus yoğunluğu temizliğidir.

Bugün aynı vakıalar Suriye üzerinde oynanmaktadır.

* Avrupa ise bu denklem içinde PİYON olarak kullanabilmek için daha önce tecrübe edilmiş olan GÖÇMEN AKINI ile terbiye edilmektedir.


Daha önce birkaç kere yazmış olduğum yazılarda da belirttiğim gibi Türkiye eline geçen bir kaç fırsatı teptiği için malesef bugün OYUN KURUCU OLMAKTAN ÇOK PİYON DURUMUNA DÜŞMÜŞTÜR.


Türkiye’nin yeni açılımlarla bu sıkıntıları aşması gerekmektedir.


* Bu açılımların en başında Yavuz Sultan Selim’in yaptığı gibi Kürtler ile konsorsiyum içine girmesi gerekmektedir.

* Bir başka açılım ise Orta Asya Türk Devletleri ile işbirliğinden öte ortaklıklar kurmasıdır.


Bu açılımların temel harcı konusunda ciddi bir düşünce içerisine girip bir karara varmalıdır.

Bu harç ise naçizane düşüncem olarak şunu diyebilirim.

İSLAM’İ DÜŞÜNCE ve DÜZEN..

Bu günkü Kemalist düşünce yapısı ile sistem ülkeyi birleştirmek yerine parçalamaya başladı.

Kemalist düşünce yapısıyla ne özgürlükleri artırabilirsiniz ne de ortak noktayı bulabilirsiniz.

Çünkü Kemalist düşünce yapısı kendi içinde TEKCİL ve NASYONALİST bir kavram barındırdığı için farklılıkları içeri almak yerine dışlamaktadır.


İslam’i düşünce ve sistemi ile etkileşim yapabileceğiniz coğrafi konumları da ele aldığınızda alternatif ve bir yapı rahatlıkla ortaya çıkararak rahatlama ortamını oluşturabilirsiniz.


Fakat,

Bu sistemin başka sıkıntıları ortaya çıkarmaması içinde sistemi kabullenmek istemeyenlerin VATANDAŞLIK SÖZLEŞMESİ ile kendi düşünce ve ideolojisine uygun sistemini kabullenerek topluma hizmet sunulması gerekmektedir. Aynı zamanda FEDERATİF bir sistem ile YEREL YÖNETİMLERİ güçlendirerek halka hesap verme ortamını yaratmak gerekir..

Wed
Jan
20

İRAN’A AMBARGO


Geçen gün bir hayli samimi olduğum kulağı bir hayli açık olan dostumla ambargo konusunda konuşurken, benim daha önce yazdığım yazıyı hatırlatarak Halk Bankasına dikkat çekti.

Öngörülerim konusunda da tebrik etti.

İnşaALLAH bu öngörülerimi birileri okumuştur..


Bu yazıyı okuyup anlamak için analize bahis konuyu daha önceden yazdığım MAHALLE KABADAYILARI ile ilgili yazımı okumanızı tavsiye ederim..


5+1 olarak bilinen ülkeler İran’ın nükleer santrallerinin denetime açılması karşılığında uygulanan ambargoyu hafifleterek ileride tamamen kaldırma konusunda anlaştılar.

İsrail bu konuda istemem yan cebime koy edasıyla tavır takılmakta. Türkiye’de bir bölüm insanlar ise kendilerine dayatırılan ambargo sonrasında ticaret daha da canlanacak hikayelerine aldanarak tabiri caizse zil takıp oynamadıkları kaldı. Belki “MAHALLE KABADAYILARININ” 5+1′in izin verdiği kişiler bu işten faydalanabilir fakat ülke ekonomisi olarak pek sevinmenin bir anlamı yok.. Şu ana kadar TL ile alış veriş yapılırken ticaret karşılığı olan meblağda Halk Bankasında tutuluyordu. Bundan sonra İran’ın  bu parayı istediği gibi istediği yerde tutma imkanı yaratıldığı için Halk Bankası ve pek tabiki ülke ekonomisi bu işten hayli zararlı çıkacaktır.

Malesef İran’ın yapmış olduğu her ne kadar Türkiye tarafından nankörlük olarak algılansa da, ülkelerin ebedi dostu veya düşmanı olmaz ilkesini bize yeniden hatırlattı.


Sevgi ve saygılarımla

Mon
Sep
21

Barış Masası


KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR,


Hollanda Elazığ’lılar Derneği olarak; son dönemde Anavatanımızda yaşanan sıkıntıları üzüntü verici bir şekilde takip etmekteyiz.


Malesef hergün bir sürü ocağa ateş düşerek anaları can evinden vurmaktadır.

Bu fitne ve fesat’ın ülkemizdeki birlik ve beraberliğe sekte vurduğunu üzüntüyle belirtmek zorunda kalıyoruz. Oysa yaklaşık son 3 yıl içinde birlik ve beraberlik, akabinde kardeşlik projesi ile Çözüm süreci belli bir noktaya gelmiş, birinci Meclis ruhunun tekrar ülkemizde Türkiye bedeni içinde ruh’a bürüneceğini ummuştuk.

Son 12 yıldaki ekonomik ve siyasi kazanımların, bu yaşananlardan dolayı heba olacağı korkusu yaşamaktayız.


Ülkemizin tekrar ekonomik ve siyasi ivme kazanabilmesi için bir an önce barış masası etrafında oturarak gerekli ortamın hazırlanması için adımların atılmasını beklemekteyiz.


Bu çalışmaların yanlız hükümetin sorumluluğunda değil de, öteki partilerin aktif katılımıyla “ÇÖZÜM ODAKLI ÖNERİLERİYLE” siyasi veya ideolojik ayrıştırıcı etmenlerden uzaklaşarak makul yolun bulunabileceği umudu içerisindeyiz.

Bu adımların atılması esnasında BİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU SEVE SEVE YERİNE GETİRECEĞİMİZİ BELİRTEREK, öteki STK’ları da toplumsal birliktelik ve dayanışmaya davet ettiğimizi belirtmek istiyoruz.


Olaylar bu şekilde devam ettiği sürece dışarıdan ülkemizdeki kardeşlik ortamının tamir edilemez şekilde tahribata açık olduğunu belirterek, dış mihrakların olaya müdahil olmasına toplumsal olarak  ÇANAKKALE RUHU İLE ENGEL OLMAK ZORUNDAYIZ.


Kısacası ölüm ve gözyaşının ülkemizin kaderi olmadığına inanarak, BİRİNCİ MECLIS ruhuna sarılarak ülkemizde BARIŞ ve KARDEŞLİK içinde yaşamayı kendimize şiar edinerek KARDEŞLIK HUKUKUN’a SAYGI İÇERİSİNDE YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPMAYA İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZU BELIRTMEK İSTİYORUZ.


Yaşanan olaylarda hayatlarını kaybedip şehadet şerbetini içenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet diler, vatan ve milletimize de sabırlar tëmenni ediyoruz.


Sevgi ve saygılarımla,

Hollanda Elazığ’lılar Derneği

Yönetim Kurulu adına Başkan

Resul Özdemir

Thu
Sep
10

CİZRE’DE BİLEK GÜREŞİ


Türkiye Cizre’yi tamamen istediği şekilde temizlemeden “düzeni kurmadan” oraya kimseyi sokmayacak’tır..


YPG veya PKK Kobani de aldığı başarıyı, Türkiye’de tekrarlayarak hem alan hakimiyeti kurmayı, hemde halk içinde psikolojik bir destek bulmak istiyor-du.

T.C Devleti ise Kobani’ye vermiş oldukları desteği YPG ve PKK’nın kullanış şekliyle hem nankörlük, hemde fırsatçılık “çözüm süreci ruhuna aykırı” olarak değerlendiriyor-du.

Türkiye gerekli ortamı hazırlamasaydım bugün Kobani İŞİD zulmü altında yaşayacaktı. Ayrıca açık kapı düsturuyla o bölgede yaşayan Kürt’leri içeri alarak gerekli hassasiyeti göstermeme rağmen suçlanmayı hiç hoş karşılamamakta-dır.

Bugün gelinen noktada ise, Türkiye Cizre’de istediği noktaya gelmeden ablukayı kaldırırsa; KCK’nin olaylar öncesi vermiş olduğu ve üzerine HDP’li Belediye Başkalarının vermiş oldukları özerklik bildirileri sonrası, bakın biz T.C askerlerini Cizre’ye sokmadık ve bu savaş’tan galip ayrıldık ” Kobani’deki başarıya tek başına sahiplendikleri gibi”.


Yani,

İŞİD’i yendiğimiz gibi T.C askerlerini de yendik “Cizre’ye sokmadık” bundan sonra buranın hakimi biziz ve bizim kurallar burada geçer diyerek öteki bölgeler için bir örnek oluşturacaklardır.

O yüzden;

Türkiye Cumhuriyeti kesinlikle bu fırsatı KCK’ye vermiyecektir ve Cizre’de istediği düzeni kurmadan ablukayı kaldırmayacak ve KCK Türkiye Cumhuriyeti’nin istediği ateşkes şartlarına uymadığı sürece bu savaş’a devam edecektir.



Asıl bu bilek güreşinin bileşenlerinin içinde olması gereken ve olmazsa olmazı, olması gereken HDP malesef ya SİYASÎ IRADESIZLIK *1 yüzünden, ya da SİYASİ TECRÜBESIZLIK yüzünden..!!

Ya MİLLİ SEYİRCİ durumuna yada DIŞARIDAN GAZEL OKUYAN *2 koro üyesi durumdadır.


Bu yukarıda belirtilen konuları üst üste koyduğumuz da, bu çatışma döneminde kaybedilen her bir bireyin VEBALİ de KCK yöneticilerinin omuzlarına bindiği AŞİKAR bir şekilde önümüze gelmektedir…


Çıkış için ÜÇÜNCÜ bir GÖZE İHTİYAÇ VARDIR.

Ve…

O üçüncü göz ise; kesinlikle dışarıdan birileri değil de içeriden taraflar tarafından saygı duyulan ve yerel STK’lar olması gerekmektedir..


Sevgi ve saygılarımla

Resul Özdemir


…………………………………………

*1= KCK’nin VURDUMDUYMAZ, BEN BİLİRİM ve HESAP VERMEME üzerine kurulu olan düzeni yüzünden, HDP’nin SİYASET ÜRETME İRADESİNE İPOTEK koymuştur.


*2= Malesef sayın Demirtaş iyi bir KONUŞMA YETENEĞİNE kavuşmasına ve SEMPATİK bir İMAJ yaratmasına rağmen, iyi bir siyasetçinin yapması gereken SİYASÎ MANEVRALARI ne ÖĞRENDİĞİNİ ve nede ÖĞRENEBILECEĞINI düşünüyorum.

Thu
Jul
30

UYAN TÜRKİYE….


Bazı gazetecilerin “Can Dündar, Zaman Amberin, Aslı Aydıntaşbaş, Hasan Cemal, Cüneyt Özdemir”  son günlerde nerede olduğunu merak ediyorum..

Barış döneminde hergün  PKK hakkında sansasyonel yazılar yazıp, reytinlerini artıran GAZETECİ BOZUNTULARI, bugün ortalık toz duman olduğundan dolayı korkularından sessiz sedasız ORTALIKTAN KAYBOLDULAR…


Demek ki; Bunlar barış ortamının sürmesini istedikleri için değil GÜNÜN ADAMI olmak istedikleri için KALEMŞÖRLÜK ” aslında bunların yaptığı Kalemşörlük değil, KLAVYEŞÖRLÜK ” yapıyorlardı…

O yüzden hem PKK’nin  hemde Devlet’in ŞAPKASINI ÖNÜNE KOYUP; BEN NEREDE HATA YAPTIM ve en önemlisi de, HALKIN BEN KİMLERİ OKUYORUM diyerek düşünmesinde fayda vardır diyorum…

Wed
Jul
22

ahhh KAĞNILAR


Ülke’de bayrak olmaktır, 

Anadolu’da hayat olmaktır,

Toprağa bereket olmaktır,

Kağnılar ah Kağnılar,

Elif ve Mehmet olmaktır,

Erzurum’da nene hatun olmaktır,

Maraş’ta ise Sütçü İmam olmaktır,

Kağnılar ah Kağnılar,

Ülke’de birlik olmaktır,

Düşman’a kurşun olmaktır,

Tarih dersinde ise efsane olmaktır,

Kağnılar ah Kağnılar,

Sat
Jul
18

BİR “1″ YANLIŞ BİRÇOK DOĞRUYU GÖTÜRÜR


Ben Üniveristesi sınavlarına girdiğim dönemde üç yanlış bir doğruyu götürürdü..


Bu yazıyı bir Kürt kökenli biri olarak 44 yıllık hayatımda yaşadığım 2 “iki” asimilasyon tecrübesi, 14 yıllık siyasi tecrübeme ve çeşitli kurumlardaki görevlerimden edindiğim tecrübelere dayanarak yazıyorum.


BİLİYORUM ÇEVREMDEKİ BİRÇOK İNSANDAN FARKLI TEPKİLER ALACAĞIM.

Fakat,

Yazmasam da, şu ana kadar oluşturduğum kişiliğe yani KENDİ KENDİME BAKACAK YÜZÜM OLMAZ…


KCK  geçenlerde barış ortamını, hükümetin yapmış olduğu ” Yapmamış olduğu ” çalışmalar yüzünden BİTMİŞTİR dedi. Bunun üzerine Selahattin Demirtaş benim barış çağrım veya silah bırakın demem bir şey ifade etmez. Kimin lafı geçer belli diyerek “illa benden böyle bir beklenti varsada sabahtan akşam’a silahı bırakın diyeyim dedi”, bir nevi topu taca attı..


Sevgili Selahattin Demirtaş kardeşim, Kobani olayları başladığında benim sözüm para etmez diyerek mi toplumu EYLEM YAPMAYA ÇAĞIRDIN?

İnan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerindeki tavrın ve duruşun; Bana toplumu kucaklayan, siyasi birikimi olgunlaşmış bir Parti’nin siyasi lideri olabilecek intibası bıraktı.

DİYOR-DUM…..

Çünkü, siyasi arenaya girdiğin dönemden beri seni takip ediyorum, o ilk dönemde yaptığın acemilikler minimize olmuştu..


KCK birşeye karar vermek zorundadır.

Türkiye ile mi konuşacağım?

Yoksa,

Dışarıdan birilerinin Türkiye’ye olan kızgınlıklarını fırsat diye mi kullanacağım?


Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu Kürt sorununu çözmek için irademi mi ortaya koyacağım?

Yoksa,

Dışarıdaki pusuda bekleyenlerin ortalığı karıştırmasını bekleyip, ortam gerildikten sonra, aaa bizim böyle bir sorunumuz var. Bir an önce çözmemiz mi lazım diyecek?


Çözüm sürecinin bir an önce sonuçlandırılması gerekiyor..

Bunun için de güçlü bir iradenin bir an önce her iki taraftan gösterilmesi gerekiyor, yoksa oyun bozanlık yapmak için bahane aramak işin olumlu sonuçlanmasına katkı sağlamaz..


Bendeniz kişilik olarak her zaman silahlı çatışmaları TAVSİYE ETMEDİM. O yüzden hiçbir zaman PKK’nın siyasi ve politik görüşünü paylaşmamakla birlikte doğruya, doğru denmesi gerekiyor..

PKK’nın sayesinde Kürt realitesi tanındı ve Kürt kimliği bugünkü konumuna geldi.

Fakat,

Yeniden silaha sarılmak, yukarıda belirttiğim doğruları EMİN OL ALIR GÖTÜRÜR.


Yukarıdaki başlıkta belirttiğim bir yanlış ise tamda O, yani SİLAHA SARILMAK OLACAK..

Şayet yeniden silaha sarılırsan; çatışma ortamı, getirmiş olduğun noktada  Kürt realitesine hiç bir katkı sağlamaz..


Yeniden silaha sarılıp anaları ağlatmak kime ne fayda sağlar?


Herşeye rağmen toplumun biran önce taraflara gerekli tepkiyi koyup, barış iradesi ortaya koymaları için sivil baskı yapmaları gerekmektedir.

Çünkü bazen tarafların böyle bir iradeyi hissetmeleri gerekiyor..


Sevgi ve saygılarımla

Hollanda Elazığ’lılar Derneği Başkanı

Resul Özdemir