Weblog Resul Özdemir

Türkçe yazılar

Değerli Dostlarım,

 

Yine başa döndük malesef, oysa ne güzel başlamıştı. Tam da içimde bir umut doğmuştu. Bu sefer mutlu sona ulaşacaktık. Kardeşlik kazanacaktı. Fakat kardeşlik ve dostluğu istemeyenler galiba bu ara daha güçlü. Fakat olamaz vede olmamali, doğru ve dürüst insanlar en az onlar kadar vede hatta onlardan daha güçlü vede bilinçli olmalı.

 

Çekildi kılıç’lar kuşandı mermiler kardeş kardeşine sıktı…

 

Nasıl oluyor diye düşünmeyin, işte oluyor. Çünkü bazı insanların içinde şeytan vardır, onları bu tür yollara rahatlıkla sokuyor.

 

Yine analar ağlıyor ama neden! Çünkü bazı insanların egosu bu acılardan haz almaya elverişli. Yahu el insaf hiç mi insanlıktan nasip almadınız! Orda daha tüyü bitmemiş çocukları av yapmaya ne hakkın var. Peki av yapıyorlar da avlıyan insana sormazlarmı ey canavar bu yemi neden yiyorsun! Birisi çıkıyor diyorkı bundan sonrası beni ilgilendirmez, tabi der onunda egosu var ya!!

 

Burda vede her tarafta o kadar söyledim yahu sessiz çoğunluğun sesini dinleyin bu sese kulak verin elimizden geldiğince katkı sunalım oysa ne oldu.

Körler sağırlar bir birini ağırlar misali kimseden cıkkkk yok.

 

Peki ne oldu şimdi?  bir daha acılar yaşanmaya başlayınca herkes nerde katkı sunmak isteyenler diyor. Nerde Kürt aydınlar diye bağırmaya başladı oysa sen Kürt aydınları bir avuç insandan ibaret olarak gördüğün için onları görmüyor ve duymak istemiyorsun aslında belki işine geliyor bundan seninde menfaatin var. Çünkü karşısındaki bir öcü olacakki kendi koltuğunu sağlama alacaksın. Hani soğuk savaşta Amerikan’ların Ruslar’ı öcü göstermesi gibi. Bugun o savaş bitti. Yerini doldurmak için birşey gerekiyordu yeni öcü olarak da Müslümanlar’ı gösterdiler. Simdi Müslümanlar’ı soğuk savaş’ın içine çektiler.

 

Nasıl ki Israil zamanında Arafat giderse barış olur dedilerse sonra o gittikten sonra bir sonraki kişi giderse barış olacak diyorlarsa bügun bizimkilerde onu yapmaya çalışıyor.

 

Kardeşim benim haklarımı vermen için onu gitmesini beklersen çok beklersin. Oysa bana onun yüzünden haksızlık yapmaya vede haklarımı vermemeye ne hakkın var.

 

Yine söylüyorum o ülke benimde dedem vede babamdan kalan bir mirastır. Yani yalnız senin deden veden babandan sana kalmış bir miras değildir.

 

Ey canavarlar size sesleniyorum yeter artık bu kan ve revan birde ana göz yaşları. Gerçi şunuda soyleyebilirim, o canavarında bir annesi var. Ona birşey olursa onunda anası ağlar.Bu yapanları yaptıkları canavar kelimesi bile izah edemez.

 

Şayet bizim gibilerin katkısı olacaksa hertürlu katkıyı sunmaya varım vede varız. Yeterki analar ağlamasın vede üzülmesin. Hala geç kalınmamıştır, yeterki istensin biz varız.

 

Sevgi ve saygılarımla

 

Resul Özdemir

 

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………. 

Açılım

 

Değerli Dostlarım,

 

Bu gün sizlere  açılımla ilgili konu hakkındaki görüşlerimi aktarmak istiyorum. Geçenlerde kardeşlikle ilgili yazımda bazı konulara değinmiştim. Açılıyoruz kime ne neye göre açılıyoruz, bazılarına göre parçalanıyoruz vede bazılarına gorede sadece bazı konuları boyayarak satıyoruz.

 Tam burada geçenlerde yazdıgım konuya atfen şunu diyebilirim, şayet toplumun içindeki sessiz çoğunluk dinlenmezse hiçbir başarı elde edilemez. Fakat yiğidi öldürüp hakkınıda vermek lazım. Nedir o hak derseniz, bu kadar karmaşık bir konuyu vede bu kadar suistimal edilen bir konuyu tartışmaya açmak bile basarı sayılması lazım. Herkes kendince haklı, haklı olunan konu’da su denilebilir. Yıllarca savaş denecek kadar bir çarpışma ortamında yaşamış bu grupların bir anda kendi bildikleri değerleri yok sayması bence çok zor bir konu vede bence anlaşılabilinir bir davranış. Fakat çözüm istemek bazen kendi doğrularında’da feda etmek demektir.

Ilk gelen gruba baktığımızda gelenler gerçekten böyle karşılanmak zorundamıydı!

 

Karşılamayı böyle göstermek zorundamıydık!

 

Işte burada karşımıza art niyet çıkıyor.

 

Ne olacak yani çözüm istemeyenler sanki boş duracağını mı sandınız?

 

Aslında Kürt kardeşlerim yıllarca ne çektilerse bu totaliter düşünceden çekti. Bugünkü totaliter düşünce ne derseniz? Tek kişi olacak vede bu kişinin sunduğu çözüm önerileri kayıtsız şartsız kabullenilecek. Vah vah halimize..

 

Yıllarca Kürt varlığını kabullenmeyen vede varlığını telefuz edenleride Terörist olarak lanse edenlerde bu bahenin ardına sığınıp çözümsüzlüğü üretiyorlar. Mademki demokrasi deniyor o zaman bazı şartlarda onun söyledikleride çözüm olacaksa kabullenmekte yenilgi olarak görmeden toplumun ortak noktası olan çozümü yerine getirmesi lazım.

 

Yoksa derseniz! O zaman şu ankinden daha karmaşık bir durum ortaya çıkar.

 

Yine söylüyorum bu söylediklerimi hemen hemen toplumun büyük bir bölümünü oluşturan sessiz çoğunlukta söylüyor. Burda tekrar söylüyorum bu sessiz çoğunlukta çözüm arıyor, istiyor vede bu grubun dinlenmesi lazım.

 

Türkiye’nin tek çaresi var.

 Içindeki korkulardan vede istikrarsızlıktan kurtulması lazım yoksa şu yakalan fırsat bir daha geri gelmez.

 Türk tarihine bakalım kurulan her yeni ülkede ilk yüzyilda bir çalkantı olmuştur. Bu çalkantı şu an için daha rahat atlanılabilinir. Gönülden inanıyorum ki! Bu çalkantıdan sonra Türkiye’nin önü açık.

 

Bu konuda hertürlü katkıyı sunmaya hazırım.Türk ve Kürt kardeştirler, fakat bazılarin söylediği gibi değil. Kardeşlik bir eşitlik gerektirir. Geçmişin üzerine bir sünger çekilerek yeni bir sayfa açılmalıdır. Yoksa bu kaşınmaya en musait bir konu olarak önümüze herzaman çıkar. Su yazımada dikkatinizi çekmek istiyorum.  

  

http://www.turkiyeavrupavakfi.org/index.php/arastirma-yorum/roportajlar/1757-resul-ozdemir.html 

 

Sevgi ve saygılarımla

 

Resul Özdemir

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

Bulgaristan’a, arabayla Türkiye’ye Yolculuk

 

Bulgaristan’ın, arabayla Türkiye’ye giden herkesten Domuz Gribi ile ilgili bir belge istediği yönündeki iddialara son noktayı bu ülkenin Hollanda Büyükelçiliği koydu:

 

“Kesinlikle böyle bir belge istenmiyor, gönül rahatlığıyla yola çıkılabilir” 

 

Resmi olarak hiç kimseden Domuz Gribiyle ilgili bir belgenin istenmediğine işaret eden Bulgaristan’ın Hollanda Büyükelçiliği yetkilileri, Zaman’a yaptıkları özel açıklamada, ‘Herkes gönül rahatlığıyla yola çıkabilir. Hiç kimse yolda kimseye para vermesin. Para isteyeni de bize bildirsinler.’ dediler. Domuz Gribiyle bağlantılı söylentilerin kendilerine de ulaştığını ve bunları Bulgar Sağlık ve Dışişleri Bakanlıklarına bildirdiklerini de aktaran elçilik yetkilileri, sorunla karşılaşanlara +31 70 350 30 51 numaralı telefondan kendilerine ulaşmaları tavsiyesinde bulundular. 

 

Yasin Yağcı - Lahey 

 

Anavatana karayoluyla gitmeye hazırlanan Avrupalı Türkler, ‘Bulgaristan’da Domuz Gribi virüsü taşınmadığına dair belge isteniyor’ söylentisi yüzünden tedirgin oldular. Ortalıkta dolaşan bu iddia yüzünden huzursuz olan insanlar, söz konusu belgeyi alabilmek için doktorların kapısını aşındırırken, Bulgaristan’ın Hollanda Büyükelçiliği’nden onları rahatlatacak açıklama geldi. Zaman’a açıklamada bulunan Bulgaristan’ın Lahey Büyükelçiliği yetkilileri, söz konusu iddiaların gerçekle uzaktan yakından bir ilgisinin bulunmadığını ve Domuz Gribi ile ilgili bir belgenin istenmediğini dile getirdiler. “Bulgar devleti olarak hiç kimseden virüs taşıyıp taşımadıklarına dönük bir belge ya da yazı istenmiyor.’ diyen elçilik yetkilileri, insanların gönül rahatlığıyla yola çıkabileceklerini belirttiler.   Söz konusu iddiaların kendilerine de ulaştığını ve bu konuda gerekli işlemlerin hemen başlatıldığını da haber veren Bulgar yetkililer, ‘Bu konuda hem harekete geçtik. Bulgaristan Sağlık ve Dışişleri Bakanlıkları ile  sınırlardan sorumlu en üst mercilere birer mektup göndererek bunun önlenmesi gerektiğini istedik.’ değerlendirmesinde bulundular.  Ancak buna rağmen belki bir iki tane yanlış hadisenin cereyan etmiş olabileceğine de değinen yetkililer, bunun genelleştirilmemesi gerektiğini kaydederek, herkesin gönül rahatlığıyla yola çıkabileceğini söylediler. Artık yolda otoban ücreti dışında para alınmadığını belirten Bulgar yetkililer, eskiden gümrüklerde ödenen vize ücretlerinin de şimdi ya yola çıkmadan evvel ikamet edilen ülkelerin konsolosluklarında ya da yoldaki gümrüklerde bulunan bankalara ödendiğini kaydettiler. Otoban paralarının bile artık polislere değil banka şubelerine ödendiğini ve oradan alınan belgelerle yola devam edildiğinin altını çizen yetkililer, polislere kesinlikle para verilmemesi gerektiğini vurguladılar.  Yolda para filan istenmesi durumunda, insanların parayı isteyen görevlinin ismini veya numarasını alıp kendileriyle +31 70 350 30 51 numaralı telefondan ulaşmalarını da isteyen elçilik yetkilileri, ayrıca herkesin kendi elçiliklerini arayabileceğini de belirtiler. Telefon numaralarının yirmi dört saat açık olduğunu belirten Bulgar yetkililer, şikayeti alır almaz gerekli mercilerle hemen iletişime geçtiklerini de ifade ettiler.  

 

Endişe yine de devam ediyor… 

 

Ancak Bulgar Büyükelçiliği’nden yapılan bu resmi açıklama bile insanların tedirginliklerini gidermeye yetmedi. Gün boyu bizi arayan çok sayıda vatandaş, bu gerçeğe rağmen yolda sorunlarla karşılaşma ihtimalinin kendilerini endişelendirdiğini kaydettiler. Vatandaşların taşıdıkları endişenin haklılığına işaret eden Güney Hollanda Eyalet Meclisi Üyesi İşçi Partili (PvdA) Resul Özdemir, çünkü işlerin yazılı belgelerdeki gibi yürümediğini söyledi. Son iddialarla ilgili olarak kendilerine de çok sayıda bilginin ulaştığını ve bunu resmi makamlara ilettiklerini de hatırlatan Özdemir, olaya Avrupa Birliği’nin el koyması gerektiğine dikkat çekti.  ‘Resmi olarak Domuz Gribi ile ilgili belge istenmiyor ama, bize ulaştırıldığı kadarıyla gizliden bu isteniyor’ diyen Özdemir, şöyle konuştu: ‘Her sene yaz sezonu gelince farklı farklı sorunlar ortaya çıkıyor Bulgaristan ile ilgili. Yol parası, çorba parası derken bu sene Domuz Gribi olayı çıktı. Bana çok sayıda vatandaş ulaştı. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Yola çıkmalarına birkaç gün kala dile getirilen böyle bir belge gerekli mi, gerekliyse nereden alınacak?.. Bu konularda bilgileri yok. Hatta kimisi yolculuğu erteletmeye kadar vardırmış durumda. Adam bıkmış. Gidip sorun yaşayacağıma gitmem daha iyi diyor. Şimdi bu insanların psikolojisini anlayabiliyor musunuz? Buna büyükelçiliklerin, AB’nin yetkili kurumlarının el atması lazım. Ben bu konuda inisiyatif alıp partim nezdin konunun AB’ye taşınması için çaba göstereceğim. Benzer çabalar artmalı bence. Ancak bu yolla çözüm alırız. Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi. AB’ye üye bir ülkede bu tür işlerin olması mümkün olmamalı. Onun bırakın bunun söylentisinin bile olmaması lazım.”  

 ………………………………………………………………………………………………………………………………………………….. 

Türk ve Kürt Kardeşliği 

Değerli Arkadaşlar, 

 

Bugün sizlerle Kürt sorunu ile ilgili açık bir yazı yazma gereği duydum, çünkü DTP’de bir arkadaşın Kürtçe bayram tebriği göndermesini bile bir sorun olarak algılamanın ne kadar despotça ve kendi halkıyla barişik olmadığımız düşünçesi bende iyice arttı.  

 

Herkes söylüyor içimizdeki bazı sorunlardan kurtulmalıyız. Fakat bazı ufak tefek şeyleride abartarak ayrılık tohumlarıda atmaktan geri kalmıyoruz. Oysa bu Ingilizce olsaydı kesinlikle kimseden ses çıkacağını sanmıyorum, halbuki bu dili konuşanlar Kurtuluş şavaşında omuz omuza verdiğini unutuyoruz.  

 

Şunuda belirtmek istiyorum kesinlikle bir politikacınında silahla bazı şeylerle çözüm arayanlarla arasına mesefa koyması gerektiğini düşünüyorum. Bunu’da kesinlikle içleştirmesinide kabülenemiyorum, çünkü politikacının görevi siyasi yoldan demokratik çözümler üretmesidir.   

 

Malesef bazı geri kafalı yobazlar bu ülkenin gelişip kalkınmaması için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Bazen Alevi kesimini hor görüyör, bazen dinci kesimi ve bazende Kürtleri, hepsinide kendisinden bir parça olarak değilde, aşağılayıp, horlayarak kendince kendini bir üst tabaka olarak görüyör. Oysa onun amacı oturtuğu koltuğu sağlama almak. Asırlar boyu Doğu kültürünün gelişmeye engel olmadığını yoksa bilmiyorlarmı? Elbette biliyorlar, fakat onların amacı ülke ve insanları değil.

 

Kısaca değerli dostlarım ve kardeşlerim!!

 

Şayet amaç insanoğlunun refahı ve mutluluğu ise el ele verelim, bir olalım ve kardeş olalım. Yahu örnek aldıkları veya gösterdikleri modern batı kültürü ( pek’de kazın ayağı öyle değil’ya) nasıl  kardeşçe yaşıyorlar ve düşmanlıkları bir kenara bırakıyorlar görmüyorlarmı? Yoksa görmüyormuyuz zannediyorlar? Ö örnek gösterdikleri kimseler toplulukların ne diline, ne kültürüne vede dinine hakaret edip horluyorlar.  

 

Bazı insanlar çıkıyorda “ya sev ya terk et” diyor. Sevmek için kendinden hissetmen lazım, yani benden olmasi lazim. Bunu ülkesel bazda baktığımızda kendi kültür ve düşüncelerini yaşayabilmesi lazım yani ana  dili gibi. Yıllarca Kürt müziği veya Nevroz yasaktı ne getirdi ve ne götürdü diye acaba hiç  düşünüyormuyuz. Şimdi o kadar acıdan sonra serbest kaldı şimdi herkes gönlünce kutluyor vede hiçbir ayrımcılık yaratmıyor, tabiki elbet bazı aşırı uçlar kendince kutluyacaklar, işte orada yasalar devreye girecek. Oysa bize yabanci birçok bayram kutlanıyor vede hiçbir yasakta getirilmiyor.NOEL gibi…  

 

Şimdi kendimle ilgili bir şey söylemek istiyorum yıllarca bazı gruplar Kürtleri yok saymakla birşeyler kazanılacağini düşündü veya hepsinin azılı bir gangster devlet düşmanı olarak lanse etti, yani öyle bir imaj oluşturdu. Halbuki kazın ayağı hiçte öyle değil. Hep bekledim bazı değişiklikler olur diye bugün kendimce bir inisiyatif almam gerektiği kanısı oluştu.    

 

Hükümetin vede Kürtlerin ortak bir akıl etrafında toplanıp bir çalışma  yapması gerektiğini düşünüyörüm. Beni tanıyanlar bilir asla ve asla hırçın ve asabi biri değilim beni temsil edecek insanlarında oturup konuşmasını bilen insanlar olması gerektiğini düşünenlerdenim. Yani silah, kan, revan ve gözyaşının kimseye fayda getirmeyeceğini düşünüyorum. Şayet yeni bir başlangıç yapılacaksa ben ve benim gibi düşünen insanların bir araya gelip konuşması gerekliliği bugün  dünden daha çok ihtiyacı vardır ve bu vesile ile bu çalışmayı başlatıyorum.  Yani Kürt kökenli olan vede Türklüğü bir arada yaşayan ve aynı zamanda Hollanda vatandaşı olan bir insan olarak bu çalışmanın insanliğa yapılacak bir hizmet olarak görüyorum. Şayet kan ve gözyaşından bıktım diyorsanız herkesin bu işe katkı sağlaması lazım ve hükümetinde bu işi görmezden gelmemesi lazım çünkü ben ve benim gibi düşünenler desteklenmezse şu ana kadar yaşananlar devam eder, oysa bu insanlar Bin yıla yakındır kardeşçe yaşamakta vede neden bir Bin yıl daha kardeşçe beraber yaşamazsın.  

 

Kısaca böyle düşünenler!!

 

Sizlere soruyorum, varmısısnız? Yeniden bir olup bu ülkeyi her yönüyle refah oranı yükselmiş ve zenginleşmiş ve önemlisi kardeşçe mutlu yapmaya? 

 

Sevgi ve saygılarımla

 Resul Özdemir