ADALETİN LOCASINDAN MEMLEKETİN GELECEĞİNE: NEDEN YİNE AYNI OYUN?
Türkiye bugün, dışarıda bölgesel bir güç olma mücadelesi verirken, içeride “Terörsüz Türkiye” idealine doğru dev adımlar atmaya çalışıyor. Ancak ne hikmetse, devlet ne zaman büyük bir şahlanışa geçse, birileri karanlık mahfillerde düğmeye basıyor ve sahnede yine o tanıdık kurban beliriyor: Fenerbahçe.
Vatanını ve futbolun temiz kalmasını isteyen her namuslu vatandaşın, ideolojisini ve renklerini bir kenara bırakıp şu “neden” ve “niçin” sorularını kendine sorması, vatan borcudur:
Sorun Kendinize: Neden Hep Aynı Zamanlama?
Neden 2011′de “Çözüm Süreci” varken Zekeriya Öz kumpas kurdu da, bugün “Terörsüz Türkiye” için kollar sıvanmışken Akın Gürlek sahneye çıkıyor? Bu bir tesadüf müdür, yoksa devletin büyük hamlelerini sokağın ve futbolun kaosuyla sabote etme girişimi mi?
Neden bir savcı, milyonların gözü önünde rakip takımın locasında ağırlanırken, aynı savcının kalemi Fenerbahçe’nin vizyoner isimlerini (Saran, Ilıcalı) susturmak için kağıda dokunuyor? Adalet, locada mı ağırlanır yoksa kürsüde mi tecelli eder?
Niçin bir kulübün illegal bahis reklamı soruşturması dosyanın kapağı açılmadan “takipsizlikle” kapatılıyor da, Fenerbahçe’ye gelince hukuk bir “cezalandırma aparatına” dönüştürülüyor?
3 Temmuz’un Hayaleti Aramızda!
Dün Zekeriya Öz’ün arkasına sığınanlar, “Hukuk işliyor” diyerek Fenerbahçe’nin otobüsü kurşunlandığında susanlar, bugün farklı isimlerin gölgesinde aynı zulmü alkışlıyorlar. O gün Aziz Yıldırım’ın “Fenerbahçe son kaledir” çığlığı, sadece bir kulüp başkanının feryadı değil; Türkiye’nin bağımsız sivil yapılarının kuşatılmasına karşı bir uyarıydı.
Bugün yaşananlar, 3 Temmuz’un revize edilmiş, 2025 model versiyonudur. Dün kumpası kuran teröristler bugün kaçak; peki bugünün hukukunu “loca dostluklarıyla” şekillendirenlerin yarın nerede olacağını kim garanti edebilir?
Profesyonel Spor Aklı ve Vatansever Refleksi
Futbol, bu ülkenin damarlarındaki kandır. Bu kanı zehirlemek, ülkeyi felce uğratmaktır.
Fenerbahçe’ye saldırıyorlar; çünkü Fenerbahçe, teslim alınamayanların, biat etmeyenlerin kalesidir.
Fenerbahçe’ye haksızlık yapıyorlar; çünkü biliyorlar ki Fenerbahçe yıkılırsa, toplumdaki adalet duygusu tamamen çökecek ve halkın devlete olan güveni temelinden sarsılacaktır.
Bu, sadece Fenerbahçe’ye yapılan bir zulüm değildir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin adalet sistemine, liyakatine ve toplumsal barışına sıkılmış bir kurşundur.
SESSİZ KALMAK, Zulme Ortak Olmaktır!
Ey bu vatanı ve bu oyunu seven kardeşim;
Bir savcının bir takımın locasında maç izlemesi seni rahatsız etmiyorsa, bir yöneticinin haksız yere soruşturulması sana “sportif rekabet” gibi geliyorsa, sen de bu kumpasın bir parçasısın demektir.
GÖRMÜYOR MUSUNUZ? Yılanın başı 2011’de küçükken ezilmediği için bu memleket 15 Temmuz’da evlatlarını toprağa verdi. Bugün futbol üzerinden ekilen bu yeni nifak tohumları, yarın sokaklarda biçilecek bir nefret fırtınasının habercisidir.
İLAN EDİYORUM:
Adalet kişiye, takıma veya locaya göre değişmez. Eğer bir ülkede yargı, bir camiayı sistematik olarak hedef alıyorsa; orada ne futbol kalır, ne huzur, ne de vatan sevgisi.
Bugün Fenerbahçe için adalet istemek, Türkiye için adalet istemektir.
Dün Zekeriya Öz’e “Savcı” diyenler yanıldı. Bugün de adaleti siyasi ve şahsi çıkarlarına alet edenler yanılacaklar. Zulme sessiz kalma! Çünkü tarih, sadece direnenleri ve hakikati haykıranları yazar!
Resul Özdemir
25-12-2025 Kalecik Köyü
Leave a Reply