ULUSLARARASI GÜVENLİK GARANTILERININ YAPISAL SINIRLARI

January 8th, 2026

Ukrayna’nın Nükleer Silahsızlanması ve Bosna-Hersek Deneyimi Üzerinden Bir Değerlendirme

ÖZET

Bu çalışma, uluslararası güvenlik garantilerinin bağlayıcılığı ve kriz anlarındaki işlevselliğini sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Ukrayna’nın 1994 Budapeşte Memorandumu kapsamında nükleer silahlardan vazgeçmesi ve Bosna-Hersek’te Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen “güvenli bölge” politikalarının başarısızlığı karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Analiz, güvenlik garantilerinin hukuki ve kurumsal zayıflıklarını ortaya koyarken, Batı merkezli güvenlik mimarisinin çıkar temelli işleyişini eleştirel bir çerçevede incelemektedir. Bulgular, güvenlik garantilerinin ihlal edildiği durumlarda otomatik ve zorlayıcı yaptırım mekanizmalarından yoksun olduğunu ve bu nedenle güvenilir bir caydırıcılık aracı oluşturmadığını göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Güvenlik garantileri, Budapeşte Memorandumu, Ukrayna, Bosna-Hersek, Birleşmiş Milletler, nükleer silahsızlanma

1. GİRİŞ

Uluslararası sistemde güvenlik garantileri, devletlerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı amaçlayan temel araçlardan biri olarak sunulmaktadır. Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, silahsızlanma ve barış inşası süreçlerinde bu garantiler merkezi bir rol üstlenmiştir. Ancak son otuz yılın deneyimleri, bu garantilerin pratikte çoğu zaman etkisiz kaldığını göstermektedir.

Bu makale, güvenlik garantilerinin neden ve nasıl başarısız olduğunu Ukrayna ve Bosna-Hersek örnekleri üzerinden analiz etmektedir.

2. TEORİK ÇERÇEVE: Güvenlik Garantileri ve Uluslararası Sistem

Realist uluslararası ilişkiler teorisi, devletlerin nihai güvenliklerini yalnızca kendi askeri ve siyasi kapasiteleriyle sağlayabileceğini savunur (Waltz, 1979). Bu yaklaşım, ittifakların ve güvenlik garantilerinin çıkarlar örtüştüğü sürece geçerli olduğunu öne sürer.

Mearsheimer’a (2001) göre, büyük güçler güvenlik taahhütlerini ancak kendi stratejik çıkarlarıyla uyumlu olduğu sürece yerine getirir. Bu bağlamda güvenlik garantileri, ahlaki değil, yapısal olarak çıkar temellidir.

3. UKRAYNA ve BUDAPEŞTE MEMORANDUMU

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Ukrayna, yaklaşık 1.900 stratejik nükleer savaş başlığına sahipti ve bu durum onu dünyanın üçüncü büyük nükleer gücü haline getiriyordu. 1994 yılında imzalanan Budapeşte Memorandumu ile Ukrayna, nükleer silahlarını Rusya’ya devretmeyi kabul etti (Budapest Memorandum, 1994).

Karşılığında ABD, Birleşik Krallık ve Rusya; Ukrayna’nın egemenliğine, sınır bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı gösterileceğini taahhüt etti. Ancak 2014’te Kırım’ın ilhakı ve 2022’de başlayan savaş, bu taahhütlerin fiilen uygulanmadığını göstermiştir.

Garantör devletler, memorandumun hukuken bağlayıcı bir antlaşma değil, siyasi bir belge olduğunu ileri sürerek yükümlülükten kaçınmıştır. Bu durum, güvenlik çalışmalarında “taahhüt–uygulama boşluğu” olarak tanımlanan yapısal sorunu açıkça ortaya koymaktadır.

4. BOSNA-HERSEK ve BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN GÜVENLİ BÖLGE POLİTİKASI

1993 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Srebrenitsa’yı “güvenli bölge” ilan etmiştir (UNSC Resolution 819, 1993). Bölge, Hollandalı BM barış gücü askerlerinin sorumluluğuna bırakılmıştır.

Temmuz 1995’te Sırp güçlerinin bölgeye girmesiyle birlikte, BM birlikleri müdahale etmemiş ve hava desteği talepleri reddedilmiştir. Sonuç olarak 8.000’den fazla Boşnak erkek ve çocuk katledilmiştir. Bu olay, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından soykırım olarak tanımlanmıştır (ICJ, 2007).

Bu vaka, güvenlik garantilerinin yetki, irade ve sorumluluk eksikliği nedeniyle nasıl çöktüğünü göstermektedir.

5. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME

Ukrayna ve Bosna-Hersek örnekleri farklı bağlamlarda gerçekleşmiş olsa da ortak yapısal özellikler taşımaktadır:

- Güvenlik garantileri bağlayıcı değildir

- İhlal durumunda otomatik yaptırım mekanizması yoktur

- Müdahale, siyasi maliyet yükseldiğinde geri çekilmektedir

Bu durum, güvenlik garantilerinin caydırıcılık kapasitesini ciddi biçimde zayıflatmaktadır.

6. SONUÇ

Bu çalışma, uluslararası güvenlik garantilerinin sistematik bir güvenilirlik sorunu taşıdığını ortaya koymaktadır. Ukrayna ve Bosna-Hersek örnekleri, Batı merkezli güvenlik mimarisinin normatif söylemler ile pratik uygulamalar arasındaki derin çelişkisini gözler önüne sermektedir.

Güvenlik, uluslararası sistemde devredilebilir bir olgu değildir. Tarihsel deneyimler, kalıcı barışın yalnızca yazılı taahhütlerle sağlanamayacağını açıkça göstermektedir.

KAYNAKÇA

Budapest Memorandum on Security Assurances. (1994).

International Court of Justice. (2007). Application of the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide (Bosnia and Herzegovina v. Serbia and Montenegro).

Mearsheimer, J. J. (2001). The tragedy of great power politics. New York: W. W. Norton.

United Nations Security Council. (1993). Resolution 819.

Waltz, K. N. (1979). Theory of international politics. Reading, MA: Addison-Wesley.

Leave a Reply